29. Bölüm

Bayan Pürneşe Endişeleniyor

Hamurhisar’daysa Tükrer, Kırlangıçkuyruğu ailesinin gece yarısı eşyalarını toplayıp komşu ülke Pluritanya’ya taşındıkları hikâyesinin yayılmasını sağladı. Daisy’nin eski öğretmeni sınıf arkadaşlarına, uşak Huyubatsın da saraydaki bütün hizmetkârlara söyledi bunu.

Bert o gün okuldan eve dönüp yatağına uzandı ve tavanı seyretmeye koyuldu. Bütün çocukların onunla “Yağ Tulumu” diye dalga geçtiği, küçük ve tombul bir oğlan olduğu günleri düşünüyordu, Daisy’nin onu hep koruyup kolladığı o eski günleri. Artık çok eskide kalmış olan, saray avlusundaki kavgalarını ve kazara Cennet Umutları’nı yere düşürdüğünde Daisy’nin yüzündeki ifadeyi hatırladı.

Sonra Bert şimdilerde teneffüslerini nasıl geçirdiğini düşündü. İlk başta Roderick Kakalak’la arkadaş olmak hoşuna gitmişti çünkü Roderick eskiden ona zorbalık ederdi ve artık etmediğine memnundu, ama kendine karşı dürüst olması gerekirse Bert aslında Roderick’in yaptığı şeylerden hoşlanmıyordı; Roderick şöyle şeyler yapıyordu: Sokak köpeklerini sapanla vurmaya çalışıyor veya canlı kurbağalar bulup kızların çantalarına koyuyordu. Aslında Daisy’yle eğlendiği günleri hatırladıkça, Roderick’le geçirdiği bir günün sonunda yalancıktan gülmekten yüzünün nasıl da ağrıdığını düşünüyor ve Daisy’yle arasını düzeltmek için hiç uğraşmadığına pişman oluyordu. Ama artık çok geç kalmıştı. Daisy sonsuza kadar gitmişti işte: Pluritanya’ya gitmişti.

Bert yatağında uzandığı sırada Bayan Pürneşe de mutfakta yalnız başına oturuyordu. O da kendini en az oğlu kadar kötü hissediyordu.

Bayan Pürneşe, Bay Kırlangıçkuyruğu’nun Ickabog’un gerçek olmadığı şeklindeki sözlerini bulaşıkçı kıza anlattığından beri pişmandı. Kocasının atından düşmüş olabileceği iddiasına o kadar sinirlenmişti ki, laf ağzından çıkıp söylediklerini geri alma ihtimali ortadan kalkıncaya dek vatana ihanet ihbarında bulunduğunu fark etmemişti. Eski arkadaşının başına iş açmayı gerçekten istememişti, o yüzden de bulaşıkçı kıza ona anlattıklarını unutması için yalvarmış, Mabel da tamam demişti.

Rahat bir nefes alan Bayan Pürneşe, dönüp koca bir tepsi Genç Kızların Rüyası’nı fırından çıkardığı sırada, köşede sinsice dolaşan uşak Huyubatsın’ı görmüştü. Sarayda çalışan herkes Huyubatsın’ın sinsi ve ispiyoncu olduğunu bilirdi. Çıt çıkarmadan odalara girmekte ve fark edilmeden anahtar deliklerinden gözetlemekte ustaydı. Bayan Pürneşe Huyubatsın’a ne kadar zamandır orada durduğunu sormaya cesaret edememişti, ama şimdi kendi mutfak masasında tek başına oturduğu sırada müthiş bir korku kapladı içini. Bay Kırlangıçkuyruğu’nun hainliği Huyubatsın tarafından Lord Tükrer’e gammazlanmış olabilir miydi? Bay Kırlangıçkuyruğu Pluritanya’da değil de hapiste olabilir miydi?

Bayan Pürneşe düşündükçe korktu, sonunda Bert’e seslenerek yürüyüşe çıktığını söyledi ve aceleyle evden ayrıldı.   

Hâlâ sokakta oynayan küçük çocuklar vardı, Bayan Pürneşe sokaklara gire çıka Şehir-İçinde-Şehir’in kapılarıyla mezarlık arasında yer alan küçük kulübeye vardı. Pencereler karanlıktı, atölye de kilitliydi ama Bayan Pürneşe ön kapıyı hafifçe itince kapı açıldı.

Duvardaki resimlere varıncaya kadar eşyaların hepsi gitmişti. Bayan Pürneşe yavaşça uzun, rahat bir nefes aldı. Bay Kırlangıçkuyruğu’nu hapse attılarsa eşyalarını da yanına tıkacak halleri yoktu ya. Gerçekten de eşyalarını toplamış ve Daisy’yle Pluritanya’ya gitmiş gibi görünüyordu. Bayan Pürneşe Şehir-İçinde-Şehir’den evine geri yürüdüğü sırada içi biraz daha rahatladı.

Küçük kızlardan bazıları yolun ilerisinde ip atlıyor ve şimdi bütün krallığın oyun alanlarında tekrarlanan bir tekerlemeyi söylüyorlardı.

“Ickabog, Ickabog, takılırsan seni yer,
Ickabog, Ickabog, zıpla ya da çöküver,
Korktuysan sakın arkana bakayım deme
Yoksa seni de yakalar, aynı Binbaşı—”
 

Arkadaşı için ipi çeviren kızlardan biri Bayan Pürneşe’yi fark edip ciyakladı ve ipin ucunu düşürdü. Diğer kızlar da döndü ve pasta şefini görünce hepsi kıpkırmızı oldu. Bir tanesi korkuyla kıkırdadı, bir başkasıysa gözyaşlarına boğuldu.

“Önemli değil kızlar” dedi Bayan Pürneşe gülümsemeye çalışarak. “Önemi yok.”

Çocuklar Bayan Pürneşe yanlarından geçtiği sırada kıpırdamadan durdular, birden Bayan Pürneşe geri döndü ve ipin ucunu düşüren kıza baktı.

“O elbiseyi nereden buldun?” dedi Bayan Pürneşe.

Kıpkırmızı suratlı küçük kız bir elbisesine baktı, bir Bayan Pürneşe’ye.

“Babam verdi hanımefendi” dedi kız. “Dün işten eve geldiğinde. Erkek kardeşime de bir yoyo verdi.”

Kızın elbisesine birkaç saniye daha baktıktan sonra Bayan Pürneşe yavaşça döndü ve eve yürüdü. Kendi kendine yanılmış olabileceğini söyledi ama Daisy Kırlangıçkuyruğu’nun annesinin hayattayken kızına elbiseler diktiğini ve Daisy’nin o elbisenin aynısından giydiğini hatırladığından emindi – yakası ve yenleri papatya işlemeleriyle süslü, güneş sarısı renkte bir elbise.

Resimleme Önerileri

Yirmi sekizinci ve yirmi dokuzuncu bölüme ait resimleme önerileri şunlardır:

Homur Ana

Şamarcı John

Martha

Daisy’nin eski elbisesini giymiş ip atlayan kız

Resim yarışmasına katılın!

Bütün Bölümler

Ickabog'un bugüne kadar yayımlanan bütün bölümlerini okuyun.