62. Bölüm

Duğum

Neredeyse aynı anda pek çok şey meydana geldi, olayları izleyen hiç kimsenin her şeye yetişmesinin imkânı yoktu elbette ama şanslısınız ki ben size olan biten her şeyi anlatabilirim.

Lord Salyan’ın mermisi Ickabog’un açılan karnına doğru uçuyordu. Bert ile Roderick Ickabog’u her ne pahasına olursa olsun koruyacaklarına yemin ettiklerinden kendilerini merminin önüne attılar, mermi Bert’ün dosdoğru göğsüne isabet etti, Bert yere düşerken üzerinde ICKABOG ZARARSIZDIR yazan tahta pankartı paramparça oldu.

Sonra, boyu şimdiden bir attan daha uzun olan yavru Ickabog güçlükle Ickana’sının karnından dışarı çıktı. Duğumu çok korkunç bir şekilde meydana gelmişti çünkü bebek ebeveyninin korktuğu gibi silahlarla dolu bir dünyada gözünü açmıştı; gördüğü ilk şey de onu öldürmek isteyen biri olduğundan doğruca silahını tekrar doldurmaya uğraşan Salyan’ın üzerine atıldı.

Salyan’a yardım edebilecek olan askerler bu yeni canavardan o kadar korkmuştu ki ateş etmeyi denemeye bile kalkmadan, onlara doğru gelen canavarın yolundan atlarını dörtnala sürerek çekildiler. Aralarında oradan en çabuk tüyen Tükrer oldu ve çok geçmeden gözden kayboldu. Yavru Ickabog Salyan’ın üzerine atılmadan önce öyle dehşetli bir kükreme koyuverdi ki, o gün orada o sahneye şahit olanların hâlâ kâbuslarına girdiği olur. Saniyeler içinde Salyan yerde ölü yatıyordu.

Her şey çok hızlı olup bitmişti; insanlar çığlık çığlığa bağırıyor ve ağlıyorlardı, Daisy hâlâ ölmekte olan Ickabog’a tutunuyordu, o da Bert’ün yanında yolda yatıyordu. Roderick ve Martha Bert’ün üzerine eğilmişlerdi, Bert gözlerini açtığı için şaşakalmışlardı.

“Sa-sanırım bir şeyim yok” diye fısıldadı ve gömleğinin altında hissettiği, babasının kocaman gümüş madalyasını çıkardı. Salyan’ın mermisi madalyaya isabet etmişti. Madalya Bert’ün hayatını kurtarmıştı.

Bert’ün hayatta olduğunu gören Daisy ellerini Ickabog’un yüzünün her iki tarafındaki tüylerin arasına gömdü.

“Ickabebemi göremedim” diye fısıldadı ölmekte olan Ickabog, gözlerinde camdan elmaları andıran yaşlar birikmişti yine.

“O çok güzel” dedi Daisy, şimdi o da ağlamaya başlamıştı. “Bak… İşte…”

Ickabog’un karnından ikinci bir Ickabebe kıvrılarak dışarı çıkıyordu. Bunun samimi bir yüzü vardı, utangaçça gülümsüyordu çünkü Duğum, ebeveyni Daisy’nin yüzüne bakarken gerçekleşmişti, Ickabog Daisy’nin gözyaşlarını gördüğünde bir insanın da bir Ickabog’u kendi ailesinden biriymişçesine sevebileceğini anlamıştı. Etraflarında kopan yaygara ve gürültüye aldırış etmeden ikinci Ickabebe Daisy’nin yanına çöktü ve büyük Ickabog’un yüzünü okşadı. Ickana ve Ickabebe birbirlerine bakıp gülümsediler, sonra koca Ickabog’un gözleri nazikçe kapandı ve Daisy böylece onun öldüğünü anladı. Yüzünü onun kaba tüyleri arasına gömdü ve hıçkıra hıçkıra ağladı.

“Üzülme” dedi tanıdık gür bir ses, bir şey başını okşarken. “Ağlama Daisy. Duğum böyle bir şey. Muhteşem bir şey.”

Daisy gözlerini kırpıştırarak yavruya baktı, sesi Ickana’sının aynısıydı.

“Adımı biliyorsun” dedi Daisy.

“Tabii ki biliyorum” dedi Ickabebe nazikçe. “Seninle ilgili her şeyi bilerek Duğdum. Şimdi de Ickardeşimi bulmam lazım.” Daisy, Ickabog’ların kardeşlerine böyle dediğini anlamıştı.

Daisy ayağa kalktı ve Salyan’ın yolda ölü yattığını gördü, ellerinde dirgenler ve silahlar tutan kalabalık ilk doğan Ickabebe’nin etrafını sarmıştı.

“Hadi benimle gel” dedi Daisy telaşla ikinci yavruya, el ele yük arabasına çıktılar. Daisy onu dinlemeleri için kalabalığa seslendi. Ickabog’un omuzlarında ülkeyi baştan başa geçmiş olan kız olduğundan yakınında duranlar onun dinlemeye değer şeyler söyleyebileceğini tahmin edip herkesi susturdular ve sonunda Daisy konuştu.

Kalabalık nihayet sustuğunda Daisy’nin ağzından ilk olarak, “Ickabog’lara zarar vermemelisiniz!” kelimeleri döküldü. “Onlara zalimlik ederseniz, yavruları çok daha acımasız doğacaktır!”

“Acımasız Duğacaktır” diye düzeltti yanındaki Ickabebe.

“Acımasız Duğacaktır, evet” dedi Daisy. “Ama nezaketle çevriliyken Duğarlarsa, nazik olurlar! Onlar sadece mantar yiyor ve bizimle dost olmak istiyorlar!”

Kalabalık huzursuzca mırıldandı ama Daisy onlara Binbaşı Pürneşe’nin bataklıktaki ölümünü, Lord Salyan’ın onu nasıl vurduğunu, Binbaşı’nın bir Ickabog tarafından öldürülmediğini ve Tükrer’in onun ölümünü bataklıktaki katil bir canavarın hikâyesini uydurmak için kullandığını açıkladı.

Sonra kalabalıktakiler gidip Kral Fred’le konuşmak istediklerine karar verdiler, böylelikle ölü Ickabog ile Lord Salyan’ın bedenlerini yük arabasına yerleştirdiler ve yirmi güçlü adam arabayı çekti. Ardından alayın tamamı saraya doğru yola koyuldu, Daisy, Martha ve nazik Ickabebe önde kol kola yürüyorlardı, otuz kişi de silahlarıyla ilk doğan öfkeli Ickabebe’nin etrafını sarmıştı, aksi halde öfkeli yavru daha çok insanın ölümüne sebep olabilirdi çünkü o insanlardan korkarak ve onlara nefret duyarak Duğmuştu.

Kısa bir konuşmanın ardından Bert ve Roderick ortadan kayboldu, nereye gittiklerini birazdan anlayacaksınız.


Bütün Bölümler

Ickabog'un bugüne kadar yayımlanan bütün bölümlerini okuyun.