2. Bölüm

Ickabog

Ickabog efsanesi Bataklık Sakinleri tarafından nesillerdir anlatılırdı ve ağızdan ağıza ta Hamurhisar’a kadar yayılmıştı. Artık hikâyeyi bilmeyen yoktu. Doğal olarak, efsanelerde her zaman olduğu gibi Ickabog efsanesi de anlatan kişiye bağlı olarak biraz değişirdi. Yine de bütün hikâyelerde canavarın ülkenin en kuzey ucunda, geniş bir alana yayılan karanlık ve çoğunlukla sisli bir bataklıkta yaşadığı anlatılıyordu, burası insanlar için çok tehlikeliydi. Canavarın çocukları ve koyunları yediği söylenirdi. Hatta bazen bataklığa çok yaklaşan yetişkin erkek ve kadınları kaçırdığı da anlatılırdı.

Ickabog’un alışkanlıkları ve görünümü onu tasvir eden kişiye göre değişirdi. Bazıları onu bir yılana, diğerleri ejderhaya ya da kurda benzetirdi. Bazıları kükrediğini, diğerleri tısladığını ve başkaları da bataklığa çöken sis kadar sessizce ve dikkat çekmeden hareket edebildiğini söylerdi.

Ickabog’un olağanüstü güçleri olduğu da söylenirdi. Gezginleri pençesine düşürmek için insan sesini taklit edebiliyordu. Onu öldürmeye çalıştığınızda yaraları sihirli bir şekilde iyileşiyordu ya da iki Ickabog’a bölünüyor, uçuyor, ateş püskürtüyor, zehir fırlatıyordu – Ickabog’un güçleri anlatan kişinin hayal gücü ne kadar genişse o kadar müthişti.

“Ben işteyken sakın bahçeden çıkma,” diyordu çocuklarına krallığın dört bir yanındaki anne babalar, “yoksa Ickabog seni yakalar ve hapır hupur yer!” Bütün krallıkta kızlar ve oğlanlar Ickabog’la savaş oyunu oynuyorlardı, birbirlerini Ickabog efsanesiyle korkutmaya çalışıyor ve hatta hikâye çok ikna edici bir hal almaya başlarsa Ickabog’la ilgili kâbuslar bile görüyorlardı.

Bert Pürneşe küçücük bir oğlandı. Kırlangıçkuyruğu ailesi bir akşam yemeğe geldiğinde Bay Kırlangıçkuyruğu, Ickabog’la ilgili güncel bir haberi olduğunu iddia ederek herkesi eğlendirdi. O gece beş yaşındaki Bert uykusundan korkuyla ve ağlayarak uyandı, rüyasında yavaş yavaş bataklığa batıyordu ve canavarın kocaman beyaz gözleri sisler arasından ona doğru kıvılcımlar saçıyordu.

“Geçti, geçti” diye fısıldadı annesi, bir mumla parmak ucunda Bert’ün odasına gelmişti ve şimdi oğlunu kucağında sallıyordu. “Ickabog diye bir şey yok Bertie canım. Saçma bir hikâyeden başka bir şey değil.”

“A-ama Bay Kırlangıçkuyruğu koyunların o-ortadan kaybolduğunu söyledi!” dedi Bert, bir yandan hıçkırıyordu.

“Doğrudur,” dedi Bayan Pürneşe, “ama bu, onları canavar kaçırdı anlamına gelmez. Koyunlar aptal yaratıklardır. Kendi başlarına dolanırken bataklıkta kaybolurlar.”

“A-ama Bay Kırlangıçkuyruğu i-insanların da kaybolduğunu söyledi!”

“Sadece gece bataklıkta dolaşacak kadar aptal insanların” dedi Bayan Pürneşe. “Tamam artık Bertie, canavar falan yok.”

“Ama Bay Kı-Kırlangıçkuyruğu dedi ki, i-insanlar pencerelerinin dışından sesler duyuyormuş ve s-sabahları da tavukları gitmiş oluyormuş!”

Bayan Pürneşe kendini tutamayıp güldü.

“Onların duydukları hırsızlardır, Bertie canım. Bataklık Diyarı’nın orada herkes birbirinden bir şeyler araklar durur. Komşularının hırsızlık yaptığını kabul etmektense suçu Ickabog’a atmak daha kolay tabii!”

Bert annesinin kucağında birden dimdik oturup nefesi kesilircesine, “Hırsızlık mı?” diye sordu, annesine büyük bir ciddiyetle bakıyordu. “Hırsızlık çok kötü bir şeydir, değil mi Annecim?”

“Hem de çok kötü” dedi Bayan Pürneşe, Bert’ü kaldırıp onu sıcacık yatağına yumuşakça yatırdı ve üstünü örttü. “Ne mutlu ki biz o kanunsuz Bataklık Sakinleri’nin yakınında yaşamıyoruz.”

Mumunu aldı ve sessizce yatak odasının kapısına doğru gitti.

“İyi geceler” diye fısıldadı kapının eşiğinden. Aslında başka bir gün olsa, “Dikkat et yoksa Ickabog gece seni yer” diye de eklerdi, Cornucopia’daki aileler yatma zamanı geldiğinde çocuklarına hep böyle derdi; ama onun yerine, “Rüyalarında iyi eğlenceler” dedi.

Bert tekrardan uykuya daldı ama uykusunda başka canavar görmedi.

Bay Kırlangıçkuyruğu ve Bayan Pürneşe çok iyi arkadaşlardı. Birbirlerini çocukluklarından beri tanıyorlardı, okulda aynı sınıftaydılar. Bay Kırlangıçkuyruğu Bert’ün onun yüzünden kâbus gördüğünü duyunca çok üzüldü. Hamurhisar’ın en iyi marangozu olduğundan küçük çocuğa tahtadan bir Ickabog figürü oymaya karar verdi. Figürün dişlerle dolu gülümseyen geniş bir ağzı, kocaman pençeli ayakları vardı ve gördüğü anda Bert’ün en sevdiği oyuncağı olmuştu.

Bert, Bert’ün anne babası ya da yan evdeki Kırlangıçkuyruğu ailesi veya bütün Cornucopia krallığındaki herhangi biri, ülkeyi Ickabog efsanesi yüzünden korkunç dertlerin kasıp kavuracağını söylemiş olsa, hepsi de buna gülüp geçerdi. Dünyadaki en mutlu krallıkta yaşıyorlardı sonuçta. Ickabog’un ne zararı dokunabilirdi?

Resimleme Önerileri

Birinci ve ikinci bölüme ait resimleme önerileri şunlardır:

Korkusuz Kral Fred

Lord Tükrer

Lord Salyan

Leydi Eslanda

Cornucopia haritası

Cornucopia bayrağı

Yiyecek resimleri - pastalar, çörekler, peynirler, sosisler

Ickabog

Resim yarışmasına katılın!