33. Bölüm

Kral Fred Endişeleniyor

Planlarının karşı karşıya olduğu yeni tehlikeden habersiz olan Tükrer ile Salyan, Kral’la yiyecekleri geleneksel geç akşam yemeğine daha yeni oturmuşlardı. Fred, Ickabog’un İslişehir’e saldırdığını duyduğunda telaşlanmıştı çünkü bu, canavarın saraya iyice sokulduğu anlamına geliyordu. 

“Korkunç bir olay” dedi Salyan, bir kan sosisinin tamamını tabağına alarak.

“Hayret verici, cidden” dedi Tükrer, sülünden bir dilim keserek.

“Benim anlamadığım,” diye söylendi Fred, “nasıl olur da etrafını çepeçevre sarmış askerlerin arasından sıvışır!”

Elbette Kral’a Ickabog Savunma Birliği’nin Ickabog’un ülkenin herhangi bir yerine kaçmasını engellemek üzere kalıcı olarak bataklığın sınırında konuşlandığı söylenmişti. Fred’in bu noktaya değineceğini tahmin eden Tükrer’in açıklaması hazırdı.

“Üzülerek söylemeliyim ki, askerlerin ikisi gece nöbetinde uyuyakalmışlar Majesteleri. Ickabog fark ettirmeden onları kaçırmış, askerleri bütün olarak yemiş.”

“Yüce Tanrım!” dedi Fred, dehşete düşmüştü.

“Hattı geçince canavar güneye doğru gitmiş” diye devam etti Tükrer. “Et kokusunun onu İslişehir’e çektiğine inanıyoruz. Hazır oradayken kasapla karısının yanında birkaç tane tavuğu da mideye indirmiş.”

Fred önündeki tabağı itti, “Korkunç, korkunç” dedi titreyerek. “Sonra bataklığa evine döndü, değil mi?”

“İz sürücülerimize bakılırsa öyle efendim,” dedi Tükrer, “ama şimdi İslişehir sosisiyle beslenmiş bir kasabın tadını aldıktan sonra hatlarımızı tekrar tekrar geçmeye çalışmasına karşı hazırlıklı olmalıyız, bunun için de orada görevli adam sayımızı artırmamız gerek diye düşünüyorum efendim. Ne yazık ki bu da Ickabog vergisini iki katına çıkarmak anlamına gelecek.”

Şanslarına, Fred Tükrer’i izlediğinden Salyan’ın sırıttığını görmedi.

“Evet… Sanırım bu mantıklı olur” dedi Kral.

Ayağa kalktı ve yemek odasında huzursuzca dolanmaya başladı. Lambanın ışığı bugün giydiği akuamarin düğmeli gökmavisi takımına vuruyor, giysi çok güzel parlıyordu. Kendisine hayran hayran bakmak için aynanın önünde durduğunda Fred’in suratı asıldı.

“Tükrer,” dedi, “halkım beni hâlâ seviyor, öyle değil mi?”

“Majesteleri böyle bir soruyu nasıl sorarlar?” dedi Tükrer bir solukta. “Siz bütün Cornucopia tarihinde en çok sevilen kralsınız!”

“Öyle de… işte dün avdan dönerken insanların beni gördüklerine eskisi kadar mutlu olmadıklarını düşünmeden edemedim” dedi Kral Fred. “Öyle pek tezahürat falan olmadı, hem sadece bir tane bayrak vardı.”

“Bana adlarını ve adreslerini verin” dedi Salyan ağzı kan sosisiyle dolu bir halde, sonra da kalem var mı diye ceplerini yokladı.

“İsimlerini ve adreslerini bilmiyorum Salyan” dedi Fred, şimdi perdelerin püskülüyle oynamaya başlamıştı. “Öylesine insanlardı işte. Ama bu durum canımı sıktı, sonra saraya döndüğümde Dilek Günü’nün iptal edildiğini duydum.”

“Ah,” dedi Tükrer, “evet, Majestelerine açıklayacaktım…”

“Gerek yok” dedi Fred. “Leydi Eslanda bana bahsetti bile.”

“Ne?” dedi Tükrer, öfkeyle Salyan’a bakıyordu. Arkadaşına Leydi Eslanda’nın Kral’ın yanına asla alınmaması için kesin talimat vermişti çünkü Eslanda’nın Kral’a anlatabilecekleri onu endişelendiriyordu. Salyan kaşlarını çatıp omuz silkti. Tükrer onun günün her anında Kral’ın yanında olmasını gerçekten bekleyemezdi ya. İnsanın arada sırada tuvalete gitmesi gerekirdi sonuçta.

“Leydi Eslanda bana halkın Ickabog vergisinin yüksekliğinden şikâyetçi olduğunu söyledi. Kuzeyde konuşlanmış birliklerin gerçek olmadığı söylentileri uçuşuyormuş!”

“Hepsi fasa fiso” dedi Tükrer, gerçi kuzeyde konuşlanmış birliklerin olmadığı kesinlikle doğruydu; Ickabog vergisiyle ilgili şikâyetlerin arttığı da doğruydu, Dilek Günü’nü tam olarak bu sebeple iptal etmişti. İstediği en son şey Fred’in popülaritesini kaybetmesiydi. O boş kafası vergileri düşürmek gibi ya da daha da kötüsü insanları kuzeydeki hayali kampı soruşturmaya göndermek gibi fikirlerle dolabilirdi.

“Birliklerin yer değiştirdiği zamanlar oluyor haliyle” dedi Tükrer, işgüzarlar soru sormayı kessin diye bataklığın yakınına asker konuşlandırması gerekecekti şimdi. “Büyük ihtimalle ahmak bir Bataklık Sakini birliğin uzaklaştığını gördü ve orada hiç kimsenin kalmadığını hayal etti… Ickabog vergisini neden üç katına çıkarmıyoruz efendim?” diye sordu Tükrer, bunun şikâyet edenlere çok iyi bir ders olacağını düşünerek. “Nihayetinde canavar dün gece askeri hatları aştı! Hem o zaman Bataklık Diyarı sınırında bir daha hiçbir zaman adam kıtlığı çekmeyiz ve herkes de mutlu olur.”

“Evet” dedi Kral Fred huzursuzca. “Evet, hakikaten mantıklı. Yani canavar bir gecede dört kişiyi ve birkaç tavuğu öldürebiliyorsa…”

O anda uşak Huyubatsın eğilip selam vererek yemek odasına girdi ve Tükrer’e İslişehir casusunun sosis üreticisi şehirden acil bir haber getirdiğini fısıldadı.

“Majesteleri,” dedi Tükrer yumuşakça, “şimdi izninizle çıkmam gerek. Endişe edecek bir şey yok! Şeyle ilgili ufak bir sorun varmış, atımla ilgili.”


Bütün Bölümler

Ickabog'un bugüne kadar yayımlanan bütün bölümlerini okuyun.