10. Bölüm

Kral Fred’in Seferi

Kral Fred Taht Odası’ndan hızla çıktığında kendinden oldukça hoşnut kalmıştı. Bir daha hiç kimse onun bencil, kendini beğenmiş ve acımasız olduğunu söyleyemeyecekti! O kokuşuk, basit ihtiyar çobanın ve onun işe yaramaz ihtiyar kırmasının hatırına Kral Korkusuz Fred Ickabog’u avlayacaktı işte! Öyle bir şey olmadığı doğruydu ama yine de bunu kanıtlamak için ülkenin ta öteki ucuna bizzat kendisinin gitmesi oldukça asil ve yüce gönüllü bir hamleydi!

Kral öğle yemeğini tamamen unutarak aceleyle yukarı, yatak odasına çıktı, üstündeki kapkara takımı çıkarıp savaş giysisini giymesine yardım etmesi için uşağına seslendi, bu kıyafeti daha önce giymeye hiç fırsatı olmamıştı. Altın düğmeli kırmızı bir gömlek giymiş, mor bir kuşak ve Kral olduğu için takmasına izin verilen bir sürü madalya takmıştı, aynada kendisine baktığında savaş giysisinin ne kadar da yakıştığını gördü ve neden sürekli giymediğini düşündü. Uşağı Kral’ın tüylü miğferini altın bukleleri üzerine yerleştirirken, Fred miğferiyle resmedildiğini hayal ediyordu, hayalinde en sevdiği süt beyazı atına oturmuştu ve mızrağını yılansı canavara saplıyordu. İşte Kral Korkusuz Fred dediğin böyle olur! Öyle ki artık neredeyse gerçekten bir Ickabog olmasını ummaya başlamıştı.

O sırada Baş Danışman Şehir-İçinde-Şehir’e haber saldı; Kral’ın bir ülke turuna çıktığını duyurdu ve Kral şehirden ayrılırken herkesin tezahürat yapmaya hazırlıklı olmasını salık verdi. Balıksırtı Ickabog’dan bahsetmemişti çünkü Kral’ın gülünç duruma düşmesini elinden geldiğince önlemeye çalışıyordu.

Ne yazık ki Huyubatsın adındaki uşak, iki danışmanın Kral’ın tuhaf tasarısı hakkında fısıldaşmasına kulak misafiri olmuştu. Huyubatsın duyduklarını hemen hizmetçilerden birine yetiştirdi, o da lafı mutfağa taşıdı, burada İslişehir’den bir sosis tüccarı aşçıyla dedikodu ediyordu. Kısacası Kral’ın ekibi yola çıkmaya hazır olduğunda Şehir-İçinde-Şehir’de Kral’ın Ickabog’u avlamak üzere kuzeye gittiği çoktan duyulmuştu bile ve dahası haber Hamurhisar’ın içlerine doğru daha geniş kesimlere yayılmaya başlamıştı.

“Şaka mı bu?” diye birbirine sordu başkentin sakinleri, Kral için tezahürat yapmak üzere kaldırımları hıncahınç doldurmuşlardı. “Bu da ne demek oluyor?”

Bazıları omuz silkti, güldü ve Kral’ın yalnızca eğlendiğini söyledi. Diğerleriyse başlarını iki yana salladı ve bu işte bir iş olduğunu fısıldaştılar aralarında. Hiçbir Kral iyi bir sebebi olmaksızın silahlı olarak ülkenin kuzeyine gitmezdi. Endişe duyanlar birbirlerine Kral’ın bilip de onların bilmediği bir şey olabilir mi diye soruyordu.

Leydi Eslanda toplanmakta olan askerleri izleyen balkondaki diğer saraylı hanımlara katılmıştı.

Şimdi size başka hiç kimsenin bilmediği bir sır vereyim. Leydi Eslanda Kral ona teklifte bulunmuş olsa dahi onunla asla evlenmezdi. Anlayacağınız o, Yüzbaşı İyidost adındaki bir adama gizlice âşık olmuştu, Yüzbaşı iyi arkadaşı Binbaşı Pürneşe’yle aşağıdaki avluda sohbet edip gülüşüyordu şimdi. Leydi Eslanda pek utangaç olduğundan Yüzbaşı İyidost’la konuşmaya hiç cesaret edememişti, böyle olunca Yüzbaşı’nın da saraydaki en güzel kadının kendisine âşık olduğundan haberi olmamıştı. İyidost’un merhum annesiyle babası Yayıkkentli peynircilerdi. İyidost hem zeki hem de cesur olmasına rağmen bir peynircinin oğlunun asil bir hanımefendiyle evlenmeyi aklının ucuna bile getiremediği zamanlardı bunlar.

Bütün hizmetçilerin çocukları savaş bölüğünün yola çıkışını izlemek için okuldan erken bırakılmıştı. Pasta şefi olan Bayan Pürneşe, Bert’ün babası geçerken onu izleyebilecekleri iyi bir yer tutabilmek için hemen bir koşu oğlunu okuldan almaya gitti.

Sonunda sarayın kapıları açıldığında ve süvari alayı yola koyulduğunda Bert ile Bayan Pürneşe avazları çıktığı kadar coşkuyla bağırdılar. Uzun zamandır savaş kıyafetini gören olmamıştı. Ne kadar da heyecan verici, ne kadar da zarifti öyle! Güneş ışınları altın düğmeler, gümüş kılıçlar ve trompetçilerin pırıl pırıl enstrümanları üstünde oynaşıyordu, sarayın balkonundaki asil hanımefendilerin mendilleri balkondan aşağı elveda dercesine güvercinler gibi uçuşuyordu.

Kral Fred süt beyazı atı üzerinde alayın en önünden gidiyordu, kırmızı dizginleri tutmuş, halka el sallıyordu. Hemen arkasında sıkıntılı bir ifadeyle saman rengi zayıf bir atı sürmekte olan Tükrer ve onun da hemen yanında fil gibi kocaman atı üzerinde, öğle yemeğini yiyememiş öfkeli Salyan takip ediyordu.

Kraliyet Muhafızları Kral ile iki lordun arkasından tırıs gidiyordu, Binbaşı Pürneşe hariç hepsi alaca kır atlar üzerindeydi, o ise çelik grisi bir ata binmişti. Kocasını o kadar yakışıklı görünce Bayan Pürneşe’nin kalbi pır pır etti.

“İyi şanslar baba!” diye bağırdı Bert, Binbaşı Pürneşe de (aslında yapmaması gerektiği halde) oğluna el salladı.

Alay bir yandan coşkuyla tezahürat yapan Şehir-İçinde-Şehir halkına gülümseyerek Hamurhisar’a açılan kapılara varana dek tepeden aşağı doğru tırıs gitti. Orada Kırlangıçkuyruğu ailesinin kalabalıkların ardında gizlenmiş kulübesi vardı. Bay Kırlangıçkuyruğu ve Daisy bahçeye çıkmışlardı ve geçmekte olan Kraliyet Muhafızları’nın miğferlerindeki tüyleri ancak görebiliyorlardı.

Daisy’nin askerlere karşı pek bir ilgisi yoktu. O ve Bert hâlâ konuşmuyorlardı. Aslında Bert sabah teneffüsünün tamamını Roderick Kakalak’la geçirmişti, Roderick elbise yerine tulum giydiği için sürekli Daisy’ye sataşıp duruyordu, bu yüzden de tezahüratlar ve atların sesi keyfini yerine getirmemişti.

“Aslında Ickabog diye bir şey yok, değil mi baba?” diye sordu.

“Hayır Daisy,” diye iç çekti Bay Kırlangıçkuyruğu tekrar atölyesine dönerek, “Ickabog diye bir şey yok ama Kral var olduğuna inanmak istiyorsa varsın inansın. Bataklık Diyarı’nda Kral’ın kimseye pek bir zararı dokunmaz.”

Bu söz de, makul insanların bile yaklaşan korkunç bir tehlikeyi göremeyebileceğinin kanıtıdır.

Resimleme Önerileri

Dokuzuncu ve onuncu bölüme ait resimleme önerileri şunlardır:

Savaş giysisi içindeki Kral Fred

Binbaşı Pürneşe ve Yüzbaşı İyidost

Balkondaki saraylı hanımlar ve Leydi Eslanda

Lord Salyan atı üzerinde otururken

Lord Tükrer atı üzerinde otururken

Bert ve Bayan Pürneşe birbirlerine el sallarken

Resim yarışmasına katılın!