35. Bölüm

Lord Tükrer’in Teklifi

Birkaç gün sonra Leydi Eslanda sarayın gül bahçesinde tek başına yürüdüğü sırada çalıların arkasında saklanan iki asker hemen harekete geçti. Onu yakaladılar, ağzını tıkadılar, ellerini bağladılar ve onu Tükrer’in taşradaki malikânesine götürdüler. Sonra da Tükrer’e haber yolladılar ve onlara katılmasını beklediler.

Tükrer doğruca Leydi Eslanda’nın hizmetçisi Millicent’ı çağırdı. Onu küçük kız kardeşini öldürmekle tehdit ederek, Leydi Eslanda’nın bütün arkadaşlarına hanımının artık rahibe olmaya karar verdiğini haber vermeye zorladı.

Leydi Eslanda’nın arkadaşları bu haberi duyduklarında hayrete düştü. Hiçbirine rahibe olmak istediğine dair tek kelime etmemişti oysaki. Aslında aralarından birkaçı Eslanda’nın aniden ortadan kaybolmasında Lord Tükrer’in parmağı olduğundan kuşkulanıyordu. Ancak üzülerek söylemeliyim ki Tükrer’den artık herkes ölesiye korktuğu için arkadaşlarını aramak şöyle dursun, şüpheleriyle ilgili kendi aralarında fısıldaşmaktan başka hiçbir şey yapmadıkları gibi Tükrer’e konudan haberi olup olmadığını dahi sormadılar. Belki de en fenası, Millicent Şehir-İçinde-Şehir’den kaçmaya çalışırken askerler tarafından yakalanıp zindana atıldığında aralarından bir tanesinin bile ona yardım etmeye yeltenmemiş olmasıydı.

Sonra Tükrer taşraya doğru yola koyuldu, malikânesine ertesi akşam geç vakitte vardı. Eslanda’yı kaçıranlara ellişer duka altını verdikten sonra konuşurlarsa onları infaz ettireceğini hatırlattı; Tükrer incecik bıyığını aynada düzeltti ve ardından epey tozlu kütüphanesinde oturmuş mum ışığında kitap okumakta olan Leydi Eslanda’nın yanına gitti.

“İyi akşamlar leydim” dedi Tükrer selam vererek.

Leydi Eslanda sessizce ona baktı.

“Size iyi haberlerim var” diye devam etti Tükrer gülümseyerek. “Baş Danışman’ın hanımı olmak üzeresiniz.”

“Ölürüm daha iyi” dedi Leydi Eslanda ilgisizce ve kitabından bir sayfa çevirip okumaya devam etti.

“Yapmayın ama” dedi Tükrer. “Görüyorsunuz, evime bir kadın eli değmesi gerek. Bugün yarın açlıktan ölme ihtimali olan bir peynircinin oğlunun yasını tutacağınıza burada oyalanırsınız, çok da mutlu olursunuz.”

Leydi Eslanda Tükrer’in Yüzbaşı İyidost’tan bahsedeceğini tahmin etmişti ve soğuk, pis eve vardığından beri bu ana hazırlanıyordu. Sonra kızarıp bozarmadan, bir damla dahi gözyaşı dökmeden şöyle dedi:

“Yüzbaşı İyidost’a karşı ilgimi uzun zaman önce kaybettim Lord Tükrer. Vatan hainliği suçunu itiraf ettiğini görünce tiksindim birden. Hain bir adamı asla sevemem – işte o yüzden sizi de sevemem.”

O kadar ikna edici konuşmuştu ki Tükrer ona inandı. Farklı bir tehdide başvurarak, onunla evlenmezse şayet, annesiyle babasını öldüreceğini söyledi ama Leydi Eslanda ona aynı Yüzbaşı İyidost gibi bir yetim olduğunu hatırlattı. Sonra Tükrer annesinin ona bıraktığı bütün mücevherleri elinden alabileceğini söyledi ama o omuz silkti ve zaten kitapları tercih ettiğini söyledi. Son olarak Tükrer onu öldürmekle tehdit ettiğindeyse Leydi Eslanda bir an önce işe koyulmasını önerdi, çünkü onun konuşmasını dinlemektense ölmeyi tercih ederdi.

Tükrer öfkeden kudurmuştu. İstediği her şeyi elde etmeye o kadar alışmıştı ki işte şimdi burada elde edemeyeceği bir şey vardı ve bu onu daha da hırslandırmıştı. Sonunda Leydi Eslanda’ya, kitapları o kadar çok seviyorsa onu sonsuza dek kütüphaneye hapsedeceğini söyledi. Bütün pencerelere parmaklık taktıracak ve uşak Pişkin ona günde üç kez yemek götürecekti; Eslanda onunla evlenmeyi kabul etmediği sürece kütüphaneden sadece tuvalete gitmek için çıkabilecekti.

“O halde bu odadan ya da belki de –kim bilir?– tuvaletten de olabilir,” dedi Leydi Eslanda sakince, “cenazem çıkacak demektir.”

Eslanda’nın ağzından başka tek kelime alamayınca, Baş Danışman öfkeden kudurmuş halde kütüphaneden çıktı.


Bütün Bölümler

Ickabog'un bugüne kadar yayımlanan bütün bölümlerini okuyun.