19. Bölüm

Leydi Eslanda

Tükrer zindanlara doğru yürüyordu şimdi. Balıksırtı’nın ölümünden sonra onu o üç dürüst askeri öldürmekten alıkoyan hiçbir şey kalmamıştı. Onları bizzat kendi vurmaya niyetliydi. Sonrasında bir hikâye uyduracak kadar vakti kalırdı – muhtemelen cesetlerini kraliyet mücevherlerinin saklandığı kasa dairesine koyabilir ve mücevherleri çalmaya çalışıyorlarmış gibi gösterebilirdi.

Ne var ki Tükrer tam elini zindanın kapısına koymuştu ki arkasında karanlıklar arasından alçak bir ses konuştu.

“İyi akşamlar Lord Tükrer.”

Döndüğünde kuzguni saçlı Leydi Eslanda’yı gördü, yüzünde ciddi bir ifadeyle karanlık döner merdivenden aşağı iniyordu.

“Bu saatte uyanıksınız leydim” dedi Tükrer eğilerek.

“Evet” dedi Leydi Eslanda, kalbi çok hızlı çarpıyordu. “Ben – ben uyuyamadım. Biraz gezineyim dedim.”

Yalandı bu tabii. Aslında Eslanda çabucak uykuya dalmış ama sonra yatak odasının kapısının deli gibi çalınmasıyla uyanmıştı. Kapıyı açınca Hetty’yi orada dikilirken bulmuştu: Tükrer’e şarabını servis eden ve Nobby Düğmeler’le ilgili yalanları duymuş olan Hetty’yi.

Hetty, Tükrer’in Nobby Düğmeler hikâyesinden sonra neyin peşinde olduğunu öyle merak ediyordu ki gizlice Muhafız Odası’na süzülmüş, kulağını kapıya dayayıp içeride olan biten her şeyi duymuştu. Üç namuslu askerin götürüldüğü sırada Hetty hemen kaçıp saklanmış, sonra Leydi Eslanda’yı uyandırmak için koşarak yukarı çıkmıştı. Vurulmak üzere olan adamlara yardım etmek istemişti. Hizmetçi, Eslanda’nın gizliden gizliye Yüzbaşı İyidost’a âşık olduğunu bilmiyordu tabii. Saraydaki diğer hanımlar arasında en çok Leydi Eslanda’yı severdi sadece, içlerinde en nazik ve akıllı olanın o olduğunu bilirdi.

Leydi Eslanda aceleyle Hetty’nin avcuna biraz altın sıkıştırmış ve hemen o gece sarayı terk etmesini öğütlemişti çünkü artık hizmetçinin büyük tehlikede olduğundan endişe ediyordu. Sonra Leydi Eslanda titreyen ellerle tek başına giyinmiş, bir lamba almış ve yatak odasının yanında bulunan döner merdivenden aşağı çabucak inmeye başlamıştı. Ancak merdivenlerin sonuna varamadan sesler duymuştu. Lambasını söndürürken, Balıksırtı’nın Yüzbaşı İyidost ve arkadaşlarının infaz edilmek yerine zindanlara götürülmesini emretmesini dinlemişti. O andan beri merdivenlerde saklanıyordu çünkü adamların karşı karşıya oldukları tehlikenin henüz bertaraf edilmediği hissine kapılmıştı ve gerçekten de haklı çıkmıştı, Lord Tükrer bir tabancayla zindanlara doğru gidiyordu.

“Baş Danışman yakınlarda mı acaba?” diye sordu Leydi Eslanda. “Onun sesini duydum sanki.”

“Balıksırtı emekliye ayrıldı” dedi Tükrer. “Yeni Baş Danışman’ın tam karşısında duruyorsunuz leydim.”

“Ah, tebrikler!” dedi Leydi Eslanda, memnun olmuş gibi davranıyordu, halbuki dehşete düşmüştü. “O halde zindanlardaki üç askerin duruşmasını siz denetleyeceksiniz öyle mi?”

“Her şeyden haberiniz var demek Leydi Eslanda” dedi Tükrer, onu dikkatlice süzerek. “Zindanlarda üç asker olduğunu nasıl bildiniz?”

“Balıksırtı’nın onlardan bahsettiğini duydum” dedi Leydi Eslanda. “Belli ki oldukça saygın adamlar. Adil bir yargılanmanın onlar için ne kadar önemli olduğunu söylüyordu. Kral Fred’in de aynı fikirde olacağına eminim çünkü Kral popülaritesine çok önem verir – ki bir kralın gücünü koruması için öyle de olmalı zaten; sevilmesi gerek.”

Leydi Eslanda sadece Kral’ın popülaritesini düşünür gibi yaparak iyi iş çıkarmıştı ve bence en azından on kişiden dokuzu ona inanırdı. Maalesef, Tükrer onun sesindeki titremeyi duymuştu ve şüphelenmişti; zindana atılmış adamların hayatını kurtarmak için gecenin köründe aceleyle merdivenlerden koşuşturmasının sebebi herhalde askerlerden birine âşık olmasıydı.

“Merak ediyorum da,” dedi onu dikkatle izleyerek, “en çok hangisine değer veriyorsunuz?”

Leydi Eslanda elinde olsa kızarmasını engellerdi ama ne yazık ki bunu yapamadı.

“Ogden olamaz herhalde,” diye tahminde bulundu Tükrer, “çünkü o çok sığ bir adam, hem de evli. Wagstaff olabilir mi? Eğlenceli biri ama çabuk öfkeleniyor. Hayır,” dedi Lord Tükrer yumuşakça, “bence kızarmanıza sebep olan kişi olsa olsa yakışıklı Yüzbaşı İyidost’tur, Leydi Eslanda. Ama gerçekten bu kadar alçalmaya tenezzül eder misiniz? Ailesi peynirci, biliyorsunuz.”

“Bir adam onurlu davrandığı sürece, peynirci ya da kral olmasının benim için hiçbir farkı yok” dedi Eslanda. “Ve o askerler yargılanmadan kurşuna dizildiği takdirde Kral’ın itibarı zedelenecektir, uyandığında kendisine de söyleyeceğim.”

Sonra Leydi Eslanda arkasını döndü, titriyordu, döner merdivenden yukarı çıkmaya koyuldu. Askerlerin hayatını kurtarmaya yetecek kadar konuşup konuşmadığından emin değildi, o yüzden bütün geceyi ayakta geçirdi.

Tükrer ayakları üşüyüp artık onları hissedemeyinceye kadar soğuk koridorda bekledi. Ne yapacağına karar vermeye çalışıyordu.

Bir yandan gereğinden fazla şey bilen askerlerden kurtulmayı gerçekten istiyordu. Öte yandan Leydi Eslanda’nın haklı olmasından korkuyordu: Adamlar yargılanmadan kurşuna dizilirse insanlar Kral’ı suçlardı. Sonra Fred, Tükrer’e kızardı ve onu Baş Danışmanlık görevinden alabilirdi bile. Böyle bir şey olursa Tükrer’in Bataklık Diyarı’ndan dönerken kurduğu güç ve zenginlik hayalleri tuzla buz olurdu.

Böylelikle Tükrer zindan kapısına arkasını döndü ve yatağına yöneldi. Bir zamanlar evlilik hayalleri kurduğu Leydi Eslanda’nın peynircilerin oğlunu tercih etmesine çok içerlemişti. Mumunu söndürürken Tükrer onun bu hakaretinin karşılığını bir gün mutlaka ödemesi gerektiğine karar verdi.

Resimleme Önerileri

On sekizinci ve on dokuzuncu bölüme ait resimleme önerileri şunlardır:

Baş Danışman Balıksırtı (karnına saplanmış bir kılıçla resmedilebilir)

Kapıyı dinleyen hizmetçi Hetty

Mahkemeyi izleyen Leydi Eslanda

Resim yarışmasına katılın!