34. Bölüm

Üç Ayak Daha

Beş dakika sonra Tükrer casusun beklediği Mavi Oda’ya girerken, “Umarım zamanıma değecek bir haberdir” diye terslendi.

“Lord Hazretleri,” dedi adam nefes nefese, “diyorlar ki – canavar – sekiyormuş.”

Ne diyorlar?”

“Sekiyormuş lordum – sekiyormuş!”dedi soluyarak. “Fark etmişler – yani bütün izlerin – aynı sol – sol ayakla yapıldığını fark etmişler!”

Tükrer dili tutulmuş halde kalakalmıştı. Sıradan halkın böyle bir şeyi fark edecek kadar akıllı olabileceği hiç aklına gelmemişti. Hakikaten de hayatı boyunca kendi atı dahil hiçbir canlıya bakmak zorunda kalmamış olan Tükrer, bir canlının her ayağının yerde aynı izi çıkarmayabileceğini durup düşünmemişti bile.

“Her şeyi ben mi düşünmek zorundayım?” diye bağırdı ve odadan hızla çıkıp Muhafız Odası’na gitti, burada Binbaşı Kakalak bazı arkadaşlarıyla içip kâğıt oynuyordu. Binbaşı, Tükrer’i görür görmez ayağa fırladı ve lord ona dışarı gelmesi için işaret etti.

“Derhal Ickabog Savunma Birliği’ni toplamanı istiyorum Kakalak” dedi Tükrer Binbaşı’ya alçak sesle. “Kuzeye gideceksiniz, giderken bol bol gürültü koparın. Hamurhisar’dan Kocaşişe’ye kadar herkesin oradan geçtiğinizi görmesini istiyorum. Sonra oraya vardığınızda dağılın ve bataklığın sınırında nöbetçi bırakın.”

“Ama—” diye başladı Binbaşı Kakalak, sarayda bolluk içindeki rahat hayatına alışmıştı, ara sıra Hamurhisar’da üniformasıyla devriye geziyordu o kadar.

“Aması maması yok, aksiyon istiyorum!” diye bağırdı Tükrer. “Kuzeyde konuşlanmış birlik olmadığına dair söylentiler kol geziyormuş! Hadi hemen yola çıkın ve giderken olabildiğince çok insanı uyandırın – yalnız bana iki adam bırak Kakalak. Sadece iki tane. Onlar için başka küçük bir işim daha var.”

Böylelikle suratı asılan Kakalak birlikleri toplamak üzere koşturdu ve Tükrer tek başına zindana yöneldi.

Oraya vardığında ilk duyduğu şey hâlâ ulusal marşı söylemekte olan Bay Kırlangıçkuyruğu’nun sesiydi.

“Sessiz ol!” diye bağırdı Tükrer, kılıcını çekip gardiyana kendisini Bay Kırlangıçkuyruğu’nun hücresine almasını işaret etti.

Marangoz, Lord Tükrer onu son gördüğünden beri çok değişmişti. Daisy’yi görmek için zindandan çıkamayacağını öğrenince Bay Kırlangıçkuyruğu’nun gözlerinde vahşi bir bakış ortaya çıkmıştı. Tabii haftalardır tıraş olamıyordu ve saçı da bayağı bir uzamıştı.

“Sessiz ol dedim!” diye hırladı Tükrer, çünkü marangoz ulusal marşı istemsizce mırıldanmaya devam ediyordu. “Bana üç ayak daha lazım, duyuyor musun beni? Bir sol, iki tane de sağ ayak. Beni anlıyor musun marangoz?”

Bay Kırlangıçkuyruğu mırıldanmayı kesti.

“Onları yontarsam eğer, kızımı görmeme izin verecek misiniz lordum?” diye sordu boğuk bir sesle.

Tükrer gülümsedi. Adamın yavaş yavaş delirmekte olduğu çok açıktı çünkü ancak bir deli üç Ickabog ayağı yaptıktan sonra salıverileceğini düşünürdü.

“Tabii ki izin vereceğim” dedi Tükrer. “Yarın sabah ilk iş sana kütüğü gönderirim. Sıkı çalış marangoz. Bitirince kızını görmene izin vereceğim.”

Tükrer zindandan çıktığında tam olarak istediği gibi onu bekleyen iki askerle karşılaştı. Bu adamları kendi özel dairesine çıkardı, uşak Huyubatsın’ın oralarda gizlenmediğinden emin olduktan sonra kapısını kilitledi ve talimatlarını vermek üzere adamlara döndü.

“Bu işin altından kalkarsanız her birinize elli duka altını verilecek” diyerek askerleri heyecanlandırdı.

“Leydi Eslanda’yı gece gündüz izleyeceksiniz, öğle vaktinde bile, anlıyor musunuz? İzlendiğini kesinlikle bilmemeli. Yalnız olduğu bir anı kollayıp kimseye duyurmadan ve görünmeden onu kaçıracaksınız. Kaçarsa veya sizi gören olursa size bu emri verdiğimi inkâr edeceğim ve ikinizi de idama mahkûm edeceğim.”

“Onu kaçırdığımızda ne yapacağız?” diye sordu askerlerden biri, artık pek heyecanlı görünmüyordu, hatta oldukça korkmuştu.

“Hımm” dedi Tükrer, Eslanda’yla ne yapacağını düşünürken pencereden bakmak için döndü. “Pekâlâ, saraylı bir hanım kasaba benzemez. Ickabog saraya girip onu yiyemez… Yok yok, sanırım en iyisi,” dedi Tükrer, kurnaz suratına yavaşça bir gülümseme yayılıyordu, “Leydi Eslanda’yı taşradaki malikâneme götürün. Vardığınızda haber gönderin, ben de geleceğim.”

Resimleme Önerileri

Otuz üç ve otuz dördüncü bölümlere ait resimleme önerileri şunlardır:

Gökmavisi takımı içinde endişeli görünen Kral Fred

Uzun beyaz sakalıyla Bay Kırlangıçkuyruğu

Resim yarışmasına katılın!

Bütün Bölümler

Ickabog'un bugüne kadar yayımlanan bütün bölümlerini okuyun.